KUŞ UÇUŞU

karanlığı yontucu sessizliğimi bağışla
hiçliğimi hayattan sakınıyorum
ürkütücü soğukluğunu yüzlerin
gülünçlüğünü düşlerin
kısa kuş uçuşları kadar yadırgıyorum
 
rüzgara teslim eden sevgimi
açan bir çiçektir belki, aylardan Mart
göçerken yalnızlıklar
acısı henüz sıcak bedenlere
ölmüşlerimi gayet haklı buluyorum

VESAİRE

Dahi bir aydınlık,

Sahi ve kasıtlı karanlıkta

Üzgün akıllar

Vesaire vesaire.

Ahmakların ıslanmak gibi bir maksadı yok!

yağmalar,

Ve bir düğün,

Yozlaşmış yörelerin basmakalıp usulleriyle.

Bir gece hem veda hem eziyet

Dev kahkaha, yılgın bedenler,

Aklı ağlıyor kimilerinin.

Gün dönümü ait oluyor bir beden diğerine,

Bir ahlak âmâsı tadıyor bıçak darbelerini.

Aydınlığın en ölü vakti

Çirkin bir hatuna kapılıyor şair,

Şimdi vakit anlamından öte karanlık oluyor.

Yarı ölüme gidiyor şair.

İhtimaller yok sayılıyor fakat;

Kader işini ihtimale bırakmıyor

Yağmur diliyor şair

Bacak kadar umuduyla,

Devrin devrilmeyen ahmaklığı

Yine yitirmiyor sıcaklığını.

 

 

Sen Olan Aydınlığa İthafen

Tarihi olmayan bir mana dokunuyor,

Tarifi mümkün, salt dört hece.

 

Dahilinde aydınlık söylemlerin doğumu

Bir makus bin mükafat.

Değeriyle bir olmayan yalnızlığım,

Sebebiyle aydınlığım.

 

Bu cüret sana mâl olur,

Aksi bana gam.

 

Irgalamaz maksadın derinliği,

Senin çağın duruşunu.

Sen biraz kadınsın,biraz gökyüzü.

Ben biraz aşığım bu kadına, asıl olan gökyüzü.

 

Az evvel samimiydim,şimdi mutlu.

 

Devrin en âlâ diktası ahmaklardır oysa,

Bu ahmaklar, biraz senden biraz benden.

Sen olan aydınlığa ithafen.

 

 

HER AKLA BİR ALLAH

Kalabalık, vesaire kalıplar ve ayak bağları,

sahipsiz aklın hürriyeti iblisin muhabbetidir,

 

Ne kadar takunya kaldı memlekette?

-İşte o kadar,

 

Her akla bir Allah,

 

Ne haset müsveddeleriz,

karanlık yığıyor, ağız bozuyoruz keyif ve hüzünde.

Sonra azize, sonra aziz

 

Kısır atlar doğuyor doğaya,

kalpleri midelerine sığan.

 

Hayret ve dehşetle akıyor kelimler ağızlardan,

Lağımlarda buluşmak üzere.

 

Suretlerin heybeti büyük günahların temsilinde.

Sonra sirk soytarıları isyan ediyor,

akabinde yok oluyor ehemmiyet .

 

Duyguların ağzına sıçıyorlar.

Kızarmadan yüzleri üzülme telaşındalar.

Sonra aziz sonra azize. 

 

Her akla bir Allah;

 

Kavga telaşında Tekbirli ağızlar.

Yahut ağız büküyor İslam oymacıları,

arkalarında sığ bakışlardan ordularla.

Kukla kumandan Allah diyor nakit oluyor dualar.

Trampaya giriyor, Allah yerine para.

 

Sonra aziz sonra azize…

 

 

 

Hanımefendi IV

Sokağa mahkum edilmiş kuvvetsiz yaratılmışların aydınlığına dek.

Kırbaç acısıyla ayakları kırılan bütün atlar iyi olur şimdi aklımda.

 

Fazlasıyla adil olmayan dünya açısından susmalı mıyım?

 

Sendeleyen insanlığın hiç edilmiş aklı,

ciğerlerimi acıtıyor hanımefendi.

 

Akvaryum almalıyım kendime okyanus canlıları için,

birde hayal kurmalıyım yağma ahlaksızlığından çok ötede.

Bu kainatın hiçbir yerinde olmalı bu hayaller

Aksanı köpekleşen siyasette değil.

İyi huyları çokça olan nezaketten yapılarda konaklamalı

Söylemimdeki insanlar.

 

Siz anlarsınız hanımefendi,

iyi insanlardansınız bu bakış açısından.

 

Kül kanatlı bir hikaye yazmıyorum

Kul olmak derdindeyim yaratıcıya. 

Hanımefendi III

Şimdiyi çözümleyemiyorum,

yahut kâfi gelmiyor yüklendiğim huzur.

Siz şu tarafa buyurun hanımefendi,

çok daha engin oldu bu defa yeriniz.

Bir fotoğrafın her yerindesiniz.

Ben ise deklanşöre basıyorum yine,

uzak fakat samimi.

Dünya savaşlarında kaydedilen fotoğraflardan  daha az net.

Devşirme bir sadrazamın içten içe ırkına muhabbeti gibi,

ne açık seçik ne de gizli kapaklı.

 

İlk renkli televizyon mutluluğunda değil,

İlk yerli otomobilin hayal kırıklığında değil,

belki ademin durumudur hanımefendi.

Bu safhada üryan duygularla olmamalıydı ama. 

HANIMEFENDİ II

Medeniyet

Zamanı aşan bir mükafata benziyor,

mükafat ise sizsiniz hanımefendi.

 Ve her nehir gökyüzüne muhtaçtır,

 

Hiçbir dönemdir aslen saygı duyulası insanların çağı.

Evveliyatın ehemmiyeti salt efsaneler içindir.

Devirle mukayeseye muhatap değilsiniz hanımefendi.

 

Ahmak ıslatan değil ki bu,

dergahta müridin aba yakması hanımefendi.

Cümle içerisine sığmayacak kadar fevkalade,

 

İnandığım masallarda var hanımefendi,

şiddetle yitirdiğim umutlarım gibi.

HANIMEFENDİ I

Hangi harf daha fazla anlam taşır?

Ya da en mükemmel kelimeler ne denli mümkün kılar izahı?

?

-S, belki bu harf,

Sizi başlatır.

Sahiyi, sonrayı, sevgiyi.

Suç olur mu? Korkusu,

Sığ kılıyor sonsuzluğu.

 

”Saçma” kullanmalıydım bu kelimeyi.

 

Ağlamalıyım belki?

Aydınlığa salınmak gibi bir şey bu, hanımefendi.

Şimdi siz hanımefendi,

bütünüyle yerçekimsiz fezayı yaşatıyorsunuz bana.

Nefes alamıyorum.

Zaman ve mekan hükmünü kaybediyor.

Öylece mutluluk oluyor Allah’ın gökyüzü.

 

Bütün memleket klakson çalıyor da,

hanımefendi parmaklarıyla hükmediyor piyanoya.

 

Kainatın bütün dillerinde sizi anlamak mümkün hanımefendi.

Fazlasıyla garip, anlıyorum hanımefendi.

Fakat bence gün ışımadan okunan

ezan kadar tabi ve hassas.

Bu defa ne yola aldırmak var, ne de kurallara

Rahmet sonrası yükünü taşıran dereler gibi

hiçbir vesaire aklıma takılmadı hanımefendi.

 

Birlikte

Korkulur elbette batan güneşten.

Oysa herkesi korkutmaz yeniden üşümek.

Ama güneş her gün doğar.

Bir kez battı benim güneşim…

Tam karanlıkta kaybolmuşken,

Tam bir daha ısınmaz içim derken doğdu şimdi.

Kaçak bir sevgilinin cesur yüreği ısıttı yeniden içimi.

Şimdi tüm ayrılıkları inkar edip;

Mutlu günlere ulaşmak adına tapıyorum aşka.

Artık karanlık yok, zifir yalan.

Renkli ışıklarla dolu şen bir yol var önümde.

Önümüzde…

Gel beraber tutalım güneşi gökyüzünde Ellerimizi uzatıp göğe.

Kimbilir,

Belki güneş bile dayanır aşkımızın ateşine…

BU VAKTİN ADEM’İNE

Gece hüznün elbisesi…

Gündüz bir virgülle ayrılır kalpten.

Zaman telaşta; hayır yok sualden, sebepten.

Oysa bir masaldır yağmur, çöle.

Bir yağmur ki göklerin cesetlere verdiği can.

Bir ruh ki cana verilen insan.

Bir masaldır Şam’a, Kahire’ye, Bağdat’a sulh.

Bir Bağdat ki kelimelerden öte.

Ben gece oldu mu sayarım yıldızları

Oysa bir rahmettir yıldızların gözlerime düşürdüğü

İnsan ya.

İnsanız, insan mıyız?

Bir ruh üflenmişti de insan olmuştuk.

Artık kefen giymeden dolaşmanın

Dolaşıp da idrakın

Yağmuru rahmet sayıp da duanın

Ne demek olduğunu unutmuşuz.

…salyangoz gibi. Harikulade.