charles-bukowski-thinking

Manifesto

Önemlidir -tembellik etmeyi bilmek lazım. İşin özü tempodur. Yaptığından tamamen uzaklaşıp doğru zamanda mola almazsan her şeyi kaybedersin. İster aktör ol, ister ev kadını, fark etmez… Doruk noktalarının arasında hiçbir şey yapmadığın boşluklar olmalı. Yatağa uzanıp tavanı seyret. Bu çok, çok önemlidir…

Hiçbir şey yapmamak, çok çok önemli. Ve bu çağdaş toplumda kaç kişi yapıyor bunu? Çok az. Bu yüzden herkes kaçık, saldırgan, öfke ve nefret dolu.

Eskiden, evlenmeden önce, bütün perdeleri çekip yatağa girer, üç-dört gün yataktan çıkmazdım. Sıçmak için kalkar, konserve fasulye yiyip tekrar yatağa girerdim. Üç-dört gün yatakta kalırdım. Sonra kalkar, giyinir ve dışarı çıkardım. Pırıl pırıl bir güneş olurdu dışarda, harikulade sesler. Güçlü hissederdim kendimi, şarj edilmiş bir akü gibi. Ama canımı sıkan ilk şey ne olurdu, biliyor musun? Kaldırımda gördüğüm ilk insan yüzü. Şarjımın yarısını kaybederdim o anda. Kapitalizmle yüklü devasa, boş, aptal ve duygusuz bir yüz -”öğütülmüş” Ve içimden, “Ahhhh, yarısını götürdü!” derdim. Yine de değerdi ama, öteki yarısı benimdi. Evet, tembellik.

Öyle derin düşüncelere dalmaktan filan da söz etmiyorum. Serbest düşünce, bir yere varmaya çalışmadan… salyangoz gibi. Harikuladedir.

charles bukowski

Yayınlayan

Oğuz Gökberk Afşar

https://twitter.com/ouzgkaf , https://www.facebook.com/oguzgokberk.afsar Gregoryen takvimine göre yılın 276., Artık yıllara göre ise 277. gününde.3 Ekimde.1992 yılında.Ciğerlerini yakan oksijenle kendine geldi. Gayet sıradan geçen ilk 6 yılın ardından noluyoz lan demeden güzide eğitim sistemimizin mekanik darbeleriyle yıpranmaya başladı ve bu darbelerin kendini yontmamasına karşı direnmeye... Ondan geldiği haliyle kalmak için ne ise o olmak için sistemin benliğini yıpratmaması için... Böyle geçen 14 yılın ardından başladığı Karadeniz Teknik üniversitesinde hali hazırda böyle devam etmekte sonunun hayır olması umuduyla...

Bir Cevap Yazın