ADSDASD

Metroda Ağlayan Melek

Bir kız vardı utangaç, saf duruşu ve düşünceleri melekleri kıskandıran. Bu kız o kadar kırılgandı ki her şeye ağlardı, bir gün yine ağlıyordu yüreği öyle sızlıyordu ki çıkarıp önüne koysa tüm dünya titrerdi, gözyaşlarını durdurmaya çalışıyordu yoksa sele kapılacaktı her yer. Bu ağlayış bu sızı diğerlerinden farklıydı bu sevdiğini yeniden beklemenin vermiş olduğu bir ağlayıştı.Onu beklemek o kadar zor gelirdi ki biliyordu yine günler hiç geçmeyecek, yollar hiç bitmeyecekti ve en kötüsü de ona bir daha ne zaman kavuşacağını bilmemekti.Kimsenin görmediği melek kanatları ağır gelmeye başlamıştı bir adım önünü göremiyordu. Sevdiğiyle vedalaşmadan önceki son 1-2 saati geçiriyordu ne yapacağını bilmiyor ona nasıl doyacağının verdiği telaş içinde sarılıyor, öpüyor ama bir türlü doyamıyordu zaten imkansızdı kendisi de biliyordu. Evde valizler hazırlanmış gitme saatini bekliyorlardı, onsuzken geçmeyen vakit onunla birlikteyken şimşek hızında geçip gidiyordu buna anlam veremiyordu. Bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor ama zamanı durduramayacağını o da çok iyi biliyordu , yine onsuz yalnız kalacaktı bunu düşünmek acı veriyordu ve gitme zamanı gelmişti daha çok sarılıyor, öpüyor, kokluyordu sanki öpüp öpüp saklıyordu onun yokluğun da birer birer çıkarıp avunmak için. Sevdiği valizlerini aldı kapıyı açtı, kız küçük olan valizi sevdiğinin elinden aldı onun yorulmasını istemiyordu son kez öpüştüler ve kapıyı kapattılar. İşte dayanamayacağı o acının başlangıç startı verilmişti kapının kapanma sesiyle, el ele tutuşup yola koyuldular kız sevdiğinin elini öyle sıkı tutuyordu ki hiç bırakmak istemediği belliydi.Tanrıya yalvarıyordu bu son gidişi olsun diye. Hava limanına gidiyorlardı bunun için şehirde küçük bir yolculuk yapmaları gerekti, otobüse binerek evin önünden uzaklaşırken sevdiği döndü ve eve batı her şeyi orada bıraktığını biliyordu canı yanıyordu ama bunu kıza belli etmemek için elinden geleni yapsa da kız onun gözlerinden okuyordu her şeyi. Hayal imanına gelmişlerdi bedenleri isteksizce daha küçük adımlar atıyordu ikisi de o vedalaşma anında ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
Ve işte o en çok korktukları an gelmişti uçağın kalkış saatinin yaklaştığı anons ediliyordu, kız kalabalığın içinde ağlamamak için kendini zor tutuyordu sevdiğinin gözlerine bakamıyordu çünkü baktığı an içinde fırtınalar kopacak oracıkta bayılacağını sanıyordu..O na sarıldı ve kulağına seni çok seviyorum bir gün bitecek bu ayrılık diyerek fısıldadı orada ayrıldılar artık aralarında sınır vardi sanki kız karşı tarafa geçemiyordu sevdiği ise gitmek zorunda olduğunu biliyor ve bu yüzden içinden hayata lanet okuyordu. O utangaç kız daha fazla dayanamayıp oracıkta ağlamaya başlamıştı
sanki yaşadıkları hayal gibi rüya gibi geliyordu öyle olmasını istiyordu ama olanlar canını biraz daha acıtarak gerçek olduğunu hissettiriyordu. Hayatı onun yolunu gözlemekle geçecekti artık, bu acıyla evine dönmek için canını bıraktığı o yerden ayrıldı. Metro istasyonuna gelmişti, biran önce eve gidip hüngür hüngür ağlamak istiyordu bir kurtarıcı gibi gelmişti metro onu hemen eve götürüp yalnız başına kalmasını ve ayrılığının yasını tutması için hiç gitmediği kadar hızlı gidiyordu sanki. Gelen metro şaşırtıcı bir şekilde boştu içindeki acı bunu düşünmesine izin vermedi zaten umurunda mıydı metroyu ilk defa boş görmesi, içeriye girdi ve en köşedeki yere oturdu yine ağlamaya başladı metro hızlandıkça ağlaması da hızlanıyordu içinden geçen tek bir şey vardı neden daha fazla sarılmadım ki neden daha fazla öpmedim.İneceği istasyona gelmişti kurtarıcı, zorlukla yerinden kalkabildi ve yavaş adımlarla evine doğru yürümeye başladı, acısını hafifletmek için evin yolunu değiştirerek onunla beraber yürüdüğü yoldan değilde başka bir yoldan gitti ama buda işe yaramadı acısı bir zerre hafiflemedi. Eve gelmişti son kalan gücüyle çantasındaki anahtarı çıkardı ve kapıyı açtı…

Bir Cevap Yazın