IMG_0416

Özgürlük

Uzak kaldı, uzun zaman kendine doğru gördüğü yalanlardan, irdelemiyor, düşünmüyor ve aramıyordu artık kızıla boyanmıştı zihni, özgürlük en uç noktada kalmıştı… Öğle vakti güneş üzüyordu sanki beynini. Kısa adımlar atarak doğru yönü bulmak için kendi içinde savaşmaktan tiksinmişti. Boş sayfalara koyu kara mürekkep damlamıştı silinmez! Tüm sayfalarında izi vardı koyu kara mürekkebin,
ilk sayfa ve son sayfa pek farkı yoktu o kara lekenin. Boş kalsın istiyordu her yer boş olsun insanlar ve tüm her şey yok olsun yalnızlığa boğulsun. Sokaklar, kaldırımlar, caddeler, polis karakolları, çarşı, pazar bomboş olsun kimse kalmasın! Muhatap olacak tek bir canlı olmasın. İşte o zaman özgürlük denen şeyi en koyu kıvamda tadacağına emindi. Evet gerçekten öyleydi yeryüzünde harici tek canlı bile özgürlük kavramına sınır çekiyordu sonraki bir öncekini sürekli olarak dar alanlara sığmak zorunda bırakıyordu.
Peki dünya dedikleri küresel mekanizmada sayısı tahmine sığmayacak denli canlı barınmaktayken kim ne kadar özgürdü? Her biri bir diğerinden arta kalan hiçlik kadar özgürdü, o zaman özgürlük bir hiçti. Yaratıcı vardı buna kuşkusu yoktu ve yaptığı, yapmadığı her ne varsa yaratıcı biliyordu her zerreyi ve vakti gelince hesabı yapılacaktı yaratıcı tarafından. Bu bilinç yaratıcının yaratılan için denetleme olgusunu uygulamakta olduğunun farkına vardırdı. İşte o anda mantığı çark etti aslında özgürlük dedikleri sınırları din, toplum, kültür gibi yaşamsal anlam mekanizmaları tarafından çizilmiş bir meradan başka bir şey değildi yani özgürlük bir avuntu yahut yalandan verilmiş bir sistem sözüydü. Dirseği masada, eli yanağında gözlerini biraz daha kısarak karşısında duran kirli duvara yoğunlaştı, aslında o anda duvarı görmüyordu. Kıçını ittirerek kalktı masadan ve anlamsızca bağırdı özgür olmak istercesine imkansız bir bağırtı imkansızı isteyen. .. Bu istek yok saymaktı her şeyi inancını, düzeni, vicdanını, kültürünü ve geride kalan ne varsa hepsini. Birden nasıl bağırdıysa birden sustu ve kendine öyleyse dedi özgürlüğü isteyenlerin hepsi boşuna çırpınıyor özgürlük istemcileri kendilerince özgür olunca kendi uygulama ve kuralları başka görüş ve bakışların özgürlüklerini gasp edecekti. İnsan yaratılışına aykırı yalan bir sözcük binlerce belki milyonlarca insanın gerçekte olmayan sadece sözcük olarak var olan ‘özgürlük’ için! Siktir! Üç adım attı, avuç içlerini duvarın soğuk yüzüne yasladı ve umarsız kafa darbeleriyle duvarı yıkmaya çalıştı, eğer o duvarı yıkabilirse özgürlük denen şeye inanacaktı, üçüncü seferde kızıla boyandığını hissetti gözlerinin, dört, beş, altı… Hissizleşti koyu kan kokusu midesini bulandırdı. Durgunluk vardı yerde olduğunu fark etti, koyu kızıldı gördüğü tüm nesneler, tükenmek üzere olduğunu anladı ve gözlerini kapattı…
İşte özgürlük bununla sınırlıydı yaratıcının bize tanıdığı zaman içerisinde yaşamak ya da beklemeden yapılan sonlandırma eylemi. Aslında o özgürdü özgür olmasa ölemezdi…

Yayınlayan

Kemal Samed

Deneme,şiir vesaire... Sosyal Medya; https://www.facebook.com/kemalsamed.yasa https://twitter.com/ezkiya

Bir Cevap Yazın